gözen
ne
demek?

30 Eylül, 2009 / 04:55
Bir duyum hariç hepsi, içinde bulundukları durumdan ötürü üstlerine düşeni bir güzel yerine getiriyor. Yerine getiremeyen ise o kadar suçsuz ki...

20 Eylül, 2009 / 02:25
Bazen düşünüyorum da; bazen hiç düşünmüyorum. Gerçekten. Saçlarımın uçlarını çok severken diplerinden nefret ettiğimi fark ettiğim anda anladım bunu. Nasıl böyle bir mantıksızlık yapıyordum ki ben? Bunu sordum durdum kendime. Fakat aynen öyle yaptım. Onu sordum ve durdum sonra. İşte hatayı orada yaptım. Sorduktan sonra birisi bana "öyle dur" demiş gibi olduğum yerden kıpırdamadım. O kadar şüphesiz bir şekilde inanıyordum ki doğru olanın o yaptığım olduğuna...

Söyleyecek fazla da bir şey yok, işin tek sevdiğim yanı da bu. Ne açıklanması gereken bir yanlış anlaşılma var ortada, ne başı öne eğecek bir durum, ne de eller havada kutlanacak bir sebep... Üstünde düşünmeye bile gerek yok der bir büyüğüme sorsam, eminim. Büyük derken, yaşça değil. "Ben kesinlikle büyüğüm" diyebilen biri de olur. Onlar cidden her kelimelerinin doğruluğunu kanıtladıkları belgelerle gezerler çünkü. Bu belgeler de hiç susmadan, nefes almadan arka arkaya sıralayacakları diğer kelimeleridir.

Öldüm diyelim tam bu noktada... Öylece durduğum noktada benimle beraber olanlarla, hiç susmadan konuşanlar birbirlerine ne diyecekler sizce?

15 Eylül, 2009 / 05:30
Birlikte nehirler geçiyor olabiliriz. Sesin nereden geldiği konusunu düşündükçe bundan başka bir şey gelmiyor aklıma. Çünkü herkesin aklına da bu geliyor. Hem biliyorum, hem duyuyorum. Bazen sinir bozucu olabiliyor fakat. Çünkü zaten bildiğim şeyleri bana gösteriyorlar. Bir de sorular soruyorlar üstüne. Ne saçma!

Zaten ben "saçma" kelimesini kullanmayı çok seviyorum. Neden bana bunu iki kat fazla yaptırıyorlar ki?

Hep biliyordum aslında; herkes biraz sadisttir.

04 Eylül, 2009 / 06:21
İnsan kendi gördüğü rüyayı hatırlayıp şaşırır mı? Ama rüyanın içeriğine değil, rüyayı hatırladığına... Bu aralar, her zaman övündüğüm hafızamdan eser yok. Ne oldu ona hiç bilmiyorum. Eskisi gibi unutmak istediğim şeyi unutup, hatırlamak istediğim şeyleri de hatırlamak istiyorum. Kontrolü bende olsun istiyorum. Ama artık her zaman öyle değil.

Mesela

yaslandığım yer

hiç canımı acıtmıyordu,

bunu çok iyi hatırlıyorum.

Yaslandığımın bile farkında değildim hatta.

Doğrulardan biri diğerini dik açıyla kesiyordu ve bunun üzerine sadece gülümsendi. Güzel, hatta belki çok güzel olduğu düşünüldü.