gözen
ne
demek?

24 Ekim, 2008 / 00:15
Dünyadan istediğim her şeyi alamadığım o noktaya geldiğim günü anımsıyorum. Belki de bana bir şeyler hatırlatmaya çalıştı ama ben anlamadım. Bütün oyunlardan uzaktım. Kendimle oynuyordum. Kendimi yenip mutlu oluyordum. Yendiğim ne anlık isteklerimdi fakat, ne de kötü huylarımdı. Onlara karşı çok zayıftım. Fark atıyorlardı bana her maçta, aldırmıyordum. Kapının dışındaki oyunlarla kendi oyunlarımı kıyasladığım zaman görüyordum ki, kuralsız olmuyormuş aslında. Kuralları koyup hemen ardından yıkmak ise büsbütün saçmalamakmış. En sonunda anlıyordum ki, ben oyun falan oynamıyordum. Yalnızca saçmalıyordum.

Şimdi dünya sanki kırmızı. Tehlikeyi de andırabilir, aşkı da… Kanı da andırabilir, salçası fazla gelmiş bir makarnayı da… Günler uzun dediğimde eylemlerim amaçsız oluyor. Göz açıp kapatıncaya kadar geçen yirmi dört saat içerisinde ise; en önemli adımlarımı atmama ramak kalmış oluyor hep. Ben her zaman kendime diyorum zaten; ya çok erken uyanıyorsun, ya da çok geç kalıyorsun. Ortasını bulamıyorsun, sonra insanlar çok kenarda zannediyorsun. Oysa, düşük banketlerde dolanıyorsun.

Ben; saatler, dakikalar ve hatta saniyeler akarken kendisi için yaşadığını iddia eden ben, kitaplığımda duran kitaplarla birisi tarafından barıştırılmayı bekliyorum. Akabinde utanıyorum, gözlerime bakamıyorum aynada.

Etiketler: