gözen
ne
demek?

26 Ağustos, 2008 / 03:52
Çekirdek
Şimdi çıktım yeni bir filmden. Ne ben o filmde oynamış biriyim ne de içinden çıktığım salon o filmin galasına ev sahipliği yaptı. İşte bu yüzden, filmin nasıl başladığını, nasıl geliştiğini ve nasıl bittiğini, bekleneni karşılayıp karşılamadığını soran insanlar yok çevremde. Zaten sorsalar da cevaplayabilir miyim bilmiyorum. Şu an düşündüğüm tek şey korkarım ki; çok fazla karpuz yediğim. Ne yapabilirim? Düşünemiyorken başka şeyleri, düşünmeye zorlarsam sonuç feci oluyor. Bunu gerçekten istemezsiniz. Siz, evet. İstemezsiniz. Belki bencil bir koçum, belki bunu kabul da ediyorum ama hala bazen etrafımdakileri de düşünebiliyorum. Mesela, annemle kardeşim uyanmasın diye kulaklıkla dinliyorum şu an müziğimi. Ne mi dinliyorum?

Yumeji's Theme - In The Mood For Love (Hemen yukardaki "mp3 çalar" dan dinleyebilirsiniz)

Neyse, her şeyi boşverelim. "Birazcık yalnızlık"a 1 gün kaldı. Çarşamba günü öğle saatlerinden itibaren; aynı şehirde benimle küs bir babam olduğunu kendime (zorla da olsa) unutturarak, ta-ma-men yalnız olduğumu düşüneceğim. Saçma ve komik mi? Acizlik mi? Basit mi? Ne basit değil ki?

Düşünsene; hayat bile yemek gibi. Az yesen doymazsın, fazla yersen de zarar.

Etiketler:


23 Ağustos, 2008 / 20:14
Bir başka yerdeymiş gibi hissetmek için aynı şarkıyı saatlerce dinleyerek günler geçirdiği de oluyor insanın...

Etiketler:


22 Ağustos, 2008 / 04:04
Ev tarhana kokuyor. Gerçekten de başka bir şehirde değilim. Başka bir yatakta ya da ilk defa yürüdüğüm bir sokakta değilim. Evdeyim. Giysilerimi koyabileceğim bir dolap var. Valizim uykuda bir sonraki yolculuğuma kadar.

Kendimi özlemişim. Kendi kendine kapris yapan ben'i, nefes alıp verişinin en ufak bir düzensizliğinden bile evham edinen/edinebilen ben'i, yalnızken; saçlarını özensiz bir şekilde toplamaya bayılan ben'i çok özlemişim. Fakat o da ne? Ben çok değişmişim. Hatta değerlerimle birlikte değişmişim sanırım.

İnsanlar, uzun uzun trenler gibi tıpkı. Hayatıma giriyorlar ve çıkmak bilmiyorlar. Bunu ben yapıyorum, biliyorum. Her insanın bir vagonuna mutlaka kanımdan bir damla bırakıyorum. "Umarım çıkmaz bu leke, kalır..." diyorum ama ne sesimi duyuyorlar, ne kanımı görüyorlar. İnsanlar çok kör anne. Ya da benim her davranışım boş, yersiz. Kendi dilimi kullandığıma, çevremdekilerle aynı dili konuştuğuma eminim oysa. Anlamıyorlar. Depresyona girmiş liseli bir genç gibiyim. Tek derdim aşklarım sanırım. İnsanlarda böyle izlenimler bıraktığımdan şüpheliyim. Bana çevirdikleri aynada görünen bu, ne acı. Bunda da hatalı benim.

Ben hem kendime, hem çevreme karşı hatalı bir insanım. Hayır, bu durumda telefonlarımın susmaması gerekir diye biliyorum. Yanlış mı biliyorum?

Etiketler:


09 Ağustos, 2008 / 01:55
Nasıl oluyor da her şeyde ben hatalı oluyorum?

Etiketler:


04 Ağustos, 2008 / 02:37
Ney
Zaten beni bırakın bir yerlerde. Atın bir köşeye, oradaki zemine karışıp gideyim. Ne işe yarıyorum ki hiç bir şeye karışmamış bu halimle? Kendime gereken şeyleri yapıyor muyum da hala bir dikiş tutturma çabası içerisindeyim? Her gün; beni oluşturan ya da beni oluşturduğunu zannettiğim parçalarımdan biriyle vedalaşıyorum. Sonra "bak zaten hiç senin değilmiş" desem de engel olamıyorum başımın ağrısına, ağırlığına.

Hiç bir şeyi düşünmeden, sadece o anı yaşayarak uykuya dalmayalı çok oldu. Beynimde dolanıp duran siyah bulutların birinden diğerine atlayıp durmaktan yoruldum. Çok yoruldum. "Hah, bir bu eksikti" demediğim günüm yok sanırım.

"gözen ne demek?"

Bunu hiç düşünmedim. Cevabını ben de bilmiyorum. Belki de o yüzden bu sayfanın adı böyle.

Tekrarlamak istemiyorum ama elimde değil. Çok yoruldum. Çok, çok...
Annem değişmese keşke bir de. Bundan çok korkuyorum. "Keyfi davranma Gözen" diyecek diye sarılmaya korkuyorum.

Anneme sarılamıyorum bile ben, ne söyleyebilirim ki daha başka?
Ne söylenebilir ki?

Etiketler:


01 Ağustos, 2008 / 05:48
Anlayan?

Önünde düştüğüm kapıdan çıktıktan sonra her şey normalmiş gibi sanki. Öyle bir gülüyorum ya da öyle bir yürüyorum ki; bakınca her şey normal zannediyor insanlar. Rol yapmıyorum, asla. Gerçekten gülüyorum güldüğüm zaman. Aslında rol yapsam da kime ne ki?

Önünde düştüğüm kapıdan çıktıktan sonra her şey uzak ve her şey yakın. Ben böyle çelişki görmedim. Aynı anda öyle büyük bir sinir ve öyle büyük bir huzur doluyorum ki; bakınca deli sanıyor insanlar. Rol yapmıyorum, asla. Gerçekten deliyim sanırım. Zaten, rol yapsam kim anlar ki? Gülüyoruz, eğleniyoruz. Bayram yapıyoruz yaşadığımız her günü.

Etiketler: