gözen
ne
demek?

23 Temmuz, 2008 / 17:48
Siyahsız ve Simsiyah
Orada, çimlerin üstünde öylece oturuyordun. Temiz mavi gömleğin, temiz krem pantolonun. Ayakkabıların ve çorapların bile ne kadar temizdi. O sana ne kadar özensiz ve acımasız davransa da sen özenle hazırlanmıştın hayata. Yüzüne güneş geliyordu, yüzüne ve saçlarına. Saçların vardı inan, ben gördüm. Güneşte parlıyorlardı. Başına güneşin geçmesi umrunda bile değildi. Elini yüzüne kapatırken utanıyor muydun yoksa düşünüyor muydun yalnızca sana olanları ve olacakları? Onca dosya, poşet, kutu yanında... Yapacak hiç bir şeyin kalmadığı o noktaya geldin mi bilmiyorum, ama konuşmaya öyle ihtiyacın vardı ki... Emindim buna.

Sen yüzünü kapattıkça kendimden bir parça atmak istedim yere. Sen boşluğa daldıkça çırılçıplak kalmak istedim. İnsanlar için anlamlı(!) olan şeyler ne kadar da anlamsızdı senin için... Gülmek ne kadar uzaktı ve konuşmak... Ne kadar zordu kim bilir...

Eve dönemeyişim vardı elimde, bir de gözümün önünde siyahsız fakat simsiyah yüzün. Öyle çok sarılmak istedim ki sana... Başını ovmak ya da bütün isteklerini yerine getirmek... Adımı bile söylemeden sana bütün vaktimi paylaşmak...

Sana hayatını vermek istedim. İçinden yemyeşil çimlere akıp giden o hayatını...

Etiketler: