gözen
ne
demek?

30 Temmuz, 2008 / 03:56
00:30
Daha ne kadar zaman geçmesi gerekiyor benim cevabıyla hareket edebileceğim sorulardan kurtulmam için? Bunu gerçekten merak ediyorum.

Mantıklı bir sebep göstermiyorsun.
Burası, orası ya da o şehir...
Ne fark eder?

Etiketler:


23 Temmuz, 2008 / 17:48
Siyahsız ve Simsiyah
Orada, çimlerin üstünde öylece oturuyordun. Temiz mavi gömleğin, temiz krem pantolonun. Ayakkabıların ve çorapların bile ne kadar temizdi. O sana ne kadar özensiz ve acımasız davransa da sen özenle hazırlanmıştın hayata. Yüzüne güneş geliyordu, yüzüne ve saçlarına. Saçların vardı inan, ben gördüm. Güneşte parlıyorlardı. Başına güneşin geçmesi umrunda bile değildi. Elini yüzüne kapatırken utanıyor muydun yoksa düşünüyor muydun yalnızca sana olanları ve olacakları? Onca dosya, poşet, kutu yanında... Yapacak hiç bir şeyin kalmadığı o noktaya geldin mi bilmiyorum, ama konuşmaya öyle ihtiyacın vardı ki... Emindim buna.

Sen yüzünü kapattıkça kendimden bir parça atmak istedim yere. Sen boşluğa daldıkça çırılçıplak kalmak istedim. İnsanlar için anlamlı(!) olan şeyler ne kadar da anlamsızdı senin için... Gülmek ne kadar uzaktı ve konuşmak... Ne kadar zordu kim bilir...

Eve dönemeyişim vardı elimde, bir de gözümün önünde siyahsız fakat simsiyah yüzün. Öyle çok sarılmak istedim ki sana... Başını ovmak ya da bütün isteklerini yerine getirmek... Adımı bile söylemeden sana bütün vaktimi paylaşmak...

Sana hayatını vermek istedim. İçinden yemyeşil çimlere akıp giden o hayatını...

Etiketler:


21 Temmuz, 2008 / 04:02
Today's
Yeni yüzler iyi geliyorlar. Saat 04:03 olmuş. Ne olduğunu bilmediğim bir şarkı çalıyor. Ne çalarsa çalsın aklıma hep aynı şey geliyor. "Yine yedin yedin, yatıyorsun Gözen."

Ahh.

Etiketler:


13 Temmuz, 2008 / 01:52
Bu saat çok sinirlerimi bozmaya başladı. Ne ara gecenin 2'si oldu? Ayrıca; Ankara'da çok kolay karşıdan karşıya geçiliyor.

Etiketler:


04 Temmuz, 2008 / 15:15
Sounds of Silence
Hangi kelimem gitmesi gereken yere gidiyor? Bilmiyorum. Sormuyorum da. Ben yeterince meraklı yaşadım. Çok soru sordum, çok cevap duydum. Çok şey kazanmadım. Önemli olanın; merakımı kendi kendime gidermek olduğunu öğrendim. Neyi merak ediyorsam yapıyorum şimdi. Neyi yakıştırıyorsam onu giyiyorum üstüme. Başkalarının fikirleri olmadan yaşayamayan ben çoktan öldü. Üstelik kendi yastığıyla boğuldu. Yine kendisi tarafından. "Hayat zor." dedi ve verdi son nefesini. Kimse görmedi. Kimse duymadı. Zaten bağırmadı da. Sessiz ve hızlı bir şekilde gitti bu dünyadan. Yerine gelecek olanı, ölmeden önce doğurmuştu. Bir yerlerden ayrılırken kendisine ait bir şeyler bırakmayı ve giderken de oraya ait bir şeyler götürmeyi severdi. Bir çok şey götürdü yine ve bir çok şeyi arkasında bıraktı.

Donmuş tecrübelerinin, yeni kaplara uymayacağını hesap edemedi fakat. Eriyip gitti hepsi.

Etiketler: