gözen
ne
demek?

21 Mayıs, 2008 / 02:44
Nesnel
Zaten gerçek olmayan bir yaşamdan çıkıp herkesin gerçek olduğunu zannettiği bir dört duvara gitti. Başta her şey iyi gidiyordu. En sevdiği şarkıyı mırıldanırken gökyüzüne bakmaya bayılıyordu. Bir kaç dakika sonra başlayacak olan zorunlu yorum yapma eyleminden alınması gereken zevki bir tek o alıyordu. Bir tek o gözlerinin içi gülerek cevap veriyordu. Verilen asık suratlı doğru cevapların ömürleri öyle kısaydı ki kendi cevaplarının yanında...

Her şeyin bir molası olmalıydı. Tabii ki yorumların da. En sevdiği şarkının sözlerini de alıp oradan uzaklaştı. Elleri ceplerinde ağır ağır giderken kimse nereye gittiğini sormadı. O da söylemedi. Belki de söyledi ama kimse anlamadı. Bakmakla görmek arasındaki farktan bahseden o pembe ağızların hepsini birer çuval gibi büzmek istedi o an.

Bakmakla görmek arasındaki fark...

O farkı, yaşamak ile nefes alıp vermek arasındaki farkı bilmeyen insanlar bilemez hiç bir zaman.
Bilemezler.
Bilmiyorlar.

Etiketler:


16 Mayıs, 2008 / 06:05
su içmiyorum saatlerdir,
hayal de kurmuyorum üstelik.
uyumaya karar verdiğim an üşüşecekler başıma
biliyorum.
sırasız, tutarsız, ölçüsüz
kendini bilmez hayallerim...

11.2007

***

bir oyun gibi geliyor her olay
bir oyun
ya da ne bileyim
bir yarış.
güzel güzel giyinip bir yenisine başlıyorsun her yenilginin sonunda
yetmiyor ki kazandıkların
ellerinden alındıkça içini kazıyan duyguların
azımsandıkça başarıların...

05.2007

***

elini tut,
kendi elini.
kendi gözlerine bak hadi aynalarda cesaretin varsa
ya da
bir kart at kendine
yen kendini hilelerle
bile bile
göz göre göre...

04.2006

***

Yürü.
Elinde iki günlük bir simit,
bir ömürlük hüzünler...

2006

***

gülüşmeler var
gözardı etmek imkansız.
bir deli yaşıyor bu odada,
kulaklarından mantar panoma asılmış...
bazı kelimeleri var
gerçekten amansız.

2006

***

ben hemen bir çiçek dikip,
büyütmeliyim.
onu kendime verip,
bir adım atmalıyım diğer yaşlarıma.
çiçek vermeliyim kendime,
sonra o çiçeğe söz verip büyümeliyim.

2005

***





Etiketler:


12 Mayıs, 2008 / 06:50
Zamansız
Gözlerini kapattığında önüne gelen kelimelerin hiçbirini tanımıyordu. Yıllardır kullandığı, yıllardır beyaz sayfalara karaladığı harflerden oluşmaları hiç bir şey ifade etmiyordu. Anlayamadığı şeylerin peşinde olduğunu biliyordu, aksini iddia etmek saçmalık olurdu. Güneş yine batmıştı işte "Bugün yaşadıkların yeter, daha ne istiyorsun?" dercesine... Baş ağrısı çekmenin kendisine hiç yakışmadığı ortadaydı. O her zaman; gözleri faltaşı, elleri dinç ve güçlü, dudakları rujlu olmalıydı. Buna alıştırmıştı kendisine bakan yüzleri.

Düşleri kendisinden bir metre önde giderken, ayağı takılıyordu hep düz yolda. Düşleri büyük, düşleri güçlü, düşleri sonsuz, düşleri uzaktı. Biraz olsun yardımcı olsalardı ya O'na?

Etiketler: