gözen
ne
demek?

29 Nisan, 2008 / 16:44
Şarap

Etiketler:


25 Nisan, 2008 / 20:50
35
3 yıldır İzmir'deyim. Bir tespitte bulunmak istiyorum: İzmir'in etliye sütlüye karışmayan insanları gezmek için Narlıdere taraflarını tercih ediyor. Her olaya karışan insanları da Alsancak veya Bornova taraflarını tercih ediyor. İlginç.

Etiketler:


20 Nisan, 2008 / 17:49
21
Odanın dışından gelen bir konuşma sesi ile uyandım dün. Aman tanrım! Yapacak o kadar çok şeyim vardı ki... Kalktım, hazırlandım. Daha doğrusu hazırlanmadım.

"Hiç uğraşamam dedim"
kendi kendime. Sadece kendimle de değil. Hiç bir şeyle.... Teker teker koydum bana lazım olacak olan her şeyi çantama. Dünyaya geldiğim için gerçekten mutlu olduğumun farkındaydım.

Annem aradı,"iyi ki doğdun kızım, hayat ne kadar güzel bak o yaşlarının kıymetini bil" dedi. Kardeşim, "abla iyi ki doğdun ben arkadaşımla oyun oynuyorum hadi görüşürüz" dedi.
Babam mesaj attı:

"Babasının güzeli iyi ki doğmuş... Nice yıllara..."

Babamın dediği gibi güzel olmalıydım, bu yüzden hemen senemlere gittim. "Senem beni güzel yap" dedim. "Ama önce ağlamaman gerekir Gözen" dedi. Haklısın dedim ve nefesimi tuttum.

Bütün hayatımın dümdüz, engebesiz olacağına zaten hiç bir zaman inanmamıştım. Fakat orojenez oluşumların bu kadar ivme kazandığını bilmiyordum, öğrendim.

"Teşekkürler..." dedim içimden doğum günümü kutlayan, kutlamayan; yanımda olan, olmayan herkese. Doğum günüme özel dans eden arkadaşlarıma ayrıca teşekkür ettim, öperekten. Para takacaktım, fakat yoktu. "Neyse" dedim. Bir dahaki sefere...

Elalemi baştan çıkarıp yalnızlığın tadını çıkardım dün. Fakat geçmişi silmedim. Bunun doğru olduğuna inanmıyorum. Değiştiremediğin bir şeyi silemezsin de zaten. Sayfa sayfa açıp bakarsın ancak. 21 yaşıma gelene kadar geçen sayfaların hepsinde vardım. Suçsuz, haklı birine en suçlu ve haksız halimle bağıran da bendim, masum bir şekilde bir kenarda oturan da.

En büyük erdemlerin birinin de insanın bütün renklerini kabul etmesi gerektiğini anlaması olduğunu bir şekilde öğrenmiştim zaten.

Etiketler:


19 Nisan, 2008 / 14:23
19 Nisan
...
Aynı anda hem dünümsün, hem bugünüm hem de yarınım. Kim bilir daha ne iğrenç ve ne güzel sürprizlerin var bana hayatım boyunca
...

Etiketler:


18 Nisan, 2008 / 13:29
Yarın olsun yarın olsun diye renkler soluyor...

Etiketler:


15 Nisan, 2008 / 06:18
Yansıma
Dün makyaj yaparken şunu fark ettim: İnsan aynaya bakınca, içinde bir diyalog başlıyor. O an, yanında bulunan herhangi biri ile bir diyalog içinde bile olsa, kendi içindekini cevapsız bırakamıyor. Dışarıda konuşulan konu, elektrik faturasıdır mesela, ya da sınıftaki her hangi bir kızın zayıf olduğu halde kilo verme çabasıdır. Fakat o an, yani aynadan sana bakan gözlere bakarken asla susup da faturadan bahsedilmiyor. İşte tam o noktada konular birbirine giriyor, ağızdan çıkan bir sonraki cümle de "sonra... ııı, ne diyecektim ben, unuttum ! " oluyor.

Tüm bunları düşündükten sonra kibar kibar konuştum içimle, içimde. Aynı anda öyle anlayışlı ve anlayışsız ki... Başının yan taraflarında, birbiriyle kıyasıya mücadeleye girmiş birer şeytan ve melek olan bir insan gibi ortasında kaldım her şeyin. Makyaj ve ayna iyi şeyler deyip çıktım, gittim.

Etiketler:


14 Nisan, 2008 / 02:27
Parmaklarımı kıtlatmadan duramıyorum, bunun bir çaresi olmalı. Gerçekten abartıyorum sanırım. Stres, sevinç, heyecan, korku, aşk, ihanet, entrika... Her durumda parmak kıtlatıyorum. Korkunç bi'şey !

Ayrıca; ben bugün bilmem kaç yıl aradan sonra ağrı kesici içtim. Bir tarih yazıldı.

Etiketler:


11 Nisan, 2008 / 17:17
Ağzımın içi yara dolu. Bi' balık kraker bile yiyemiyorum, sen düşün.

Etiketler:


08 Nisan, 2008 / 02:08
Evre
İpekten yapılmış kağıtlarını kucağına alıp evden çıktı. Gittiği yer her zamanki yerdi fakat, giden kişi; her günkü giden değildi. Günlerin adı, sayısı değişiyordu, kaldırım kenarlarında oturan siyah kunduralı adamlar değişiyordu. O da değişmeliydi. İlk önce sesinden başladı hatta belki de değişmeye. Bunu ancak; O'nu uzun süre dinlemeyenler fark edebilirdi. "Hiç değişmeyen bir şeyleri değiştirmek lazım ama önce" diye düşündü onu gidiyor olduğu yere götüren şekilsiz yollarda.

"Kapıyı sağ elle değil de, sol elle açabilirim mesela" dedi.

İpek kağıtlardan bütün öğrendiklerini saman kağıtlara aktardı. Öğrendiklerini aktarıyor olması; önemli olanın kağıdın ipekliği değil, aktarılanlar olduğunu anlamasını sağladı. Fakat yeter miydi? ASLA! Aynaya baktığında; aklından geçenlerin, ideallerinin ve hayalerinin aynadaki yüzü tamamlayan birer şapka olduğunu anladığı gün çok şık bir bayan olacaktı.

Etiketler:


06 Nisan, 2008 / 07:17
"L'Odeur Animale"
Masam gibi olmadı hayatımda hiçbir şey. Hani dümdüz ve pürüzsüz olan, üstüne ne koysam alabilen, taşıyan, yorulduğumda dayanabileceğim, karşılık beklemeden öylece duran ve belimin bükülmesini önleyen...

Aslında benim masam da yok.

Etiketler:


02 Nisan, 2008 / 19:09
Bilmek
Bir gün gözlerini açtığında her şey gitmiş olacak. O kadar eksilmiş olacaksın ki sana katılanları fark etmeyeceksin bile. Yutmaya çalıştığın her lokma boğazında düğümlenip öylece kalacak. Sen, seni anlayamayacaksın. Kalemi eline alıp yazmaya çalıştığın her yazı can çekişmesinden başka bir şey olmayacak. Kalemleri kırıp kırıp yeniden başlayacaksın fakat bir gün bütün kalemlerin tükenecek. Sende olduğunu zannettiğin duyguların başka yerlerde can veriyorlar. İnsanların konuşmalarından duyduğu üç beş kelimeyi bir araya getirerek kurduğun cümlelerin hepsi devrik, kuralsız ve eylemsiz. En kötüsü de sana anahtar olamıyorlar... Şemsiye olamıyorlar yağmurlar altında.

Konuşamadığın için, bir gün; bütün havayı içine alıp patlayan bir balon gibi çığlık atmak zorunda kalacaksın. Hayatında, nabzı yavaşlayan her şeyi ölüme taşıyan sensin. Nefes alamayan her şehri haritadan silmeye kalkıyorsun. İçinde yaşayan insanları, aşkları, hayalleri unutarak...

Gerçekleştikçe bir şeyler, nefret etmeyi getiriyorlar yanlarında. Gerçekleştikçe hayat, kaldıramıyorsun gürültüyü, kalabalığı. Elinde patladıkça hayallerin, daha da gerçekleşiyor hayat ve onların verdiği son nefesleri de alıp iyice güçleniyor.

Etiketler: