gözen
ne
demek?

13 Mart, 2008 / 00:14
Necessity
Balık satan adam bir şeyler anlatıyor. Sorunlardan bahsediyor müşterisine. Dinlemek önemli değil, anlamak lazım onu. Onların ayrı mekan ve ayrı zamanlarda hissettiklerini aynı yapan şey nedir ki? Bu sorunun cevabını ne kadar az kişi merak ediyorsa benim bir şarkıcı olma ihtimalim de o kadar düşük. Bir sahneden hoşlandığım çocuklara göz kırpma ihtimalim de oldukça düşük dostum. İnan bana bu hayaller yaşatıyor beni. Bu hayaller değil de, bu tarz hayaller. Onlara mutfaktan gelen buzdolabının sesi ekleniyor. Dinlediğim şarkıların sözleri, yatağımın gıcırtıları ekleniyor. Yalnızlığımın yarattığı köşklerde geçiyor günlerim. Gölgemin üstüne düşen hiç bir gölgeden korkmuyorum. Kendim olduğumu hatırladığım sürece en güçlü benim hatta.

Balık satan adam aslında ne kadar iyi kullanıyor ellerini ve dilini. Sadece balığı tezgahtan alıp müşteriye vermek değildir ki o anın gereği... 11 Mart 2008'in saat 18:30'unda konuşmuş olmak önemli bir şey. Balık satan adam biliyor bunu ve konuşuyor... Söylediği kelimeler, çok güzel bir şarkıya söz bile olabilir belki. Hiç kimse bilmez ama neyin gerçekten önemli olduğunu onun için. Biraz ileride arabasının açık duran kapısını tutarak bagajın oradaki adama bağıran adam gibi kendi derdine düşmüştür herkes her zamanki gibi.

"Yürüdüğüm yolun her virajında bir şeyler bırakmak zorunda mıyım ki ben?"

diyor odama dün yerleşen uzun saçlı çocuk. Hayır! Kalabalık, pis, kıvırcık ya da gereksiz uzunlukta bir saç değil onunki. Buna inandığım için öyle, biliyorum. Zaten ben neye inanırsam, doğru olan odur. O da böyle düşünüyor, biliyorum. Henüz sormadım ona hiç bir soru. Hayatına kaç defa tekrar başladığını merak ediyorum ama. Bu sorunun cevabı kaç kere vazgeçtiğini de gösterir çünkü. Hatta kaç kere nefret ettiğini bu dünyadan...

Yürüdüğün yolun her virajında bir şeyler bırakmak zorundasın çocuk. Bunu sana söyleyemediğim için üzülüyorum. Ağlıyorum bile, biliyor musun? Uzun saçlarını okşayıp sana şunu demek isterdim bir de;

Bu hayatı yaşamak; bir enstrüman çalmak gibi olsaydı eğer, onda kendimizi geliştirdiğimiz zaman kıskanmazdı insanlar.

Etiketler: , ,