gözen
ne
demek?

07 Şubat, 2008 / 03:51
Duudan
Benden çok uzakta bir kaç tiyatro sahne alıyor bu aralar. Kendimden beklemediğim tepkiler alıyorum. Yine kendime doğru elbette. Zaman dursun istiyorum çoğu zaman çünkü bir sonraki adımı görüyorum ve o adımda ne tür kelimeler seçeceğimi hiç kestiremiyorum ve bundan gerçekten çok korkuyorum. Tatil yapmalıyım aslında o uzak tiyatroların yanında bir yerlerde. Valizimi alıp gitmeliyim. İçi boş olmalı. Gerektiğinde yoldan katmalıyım bir şeyler. Ağzını da kapatmamalıyım.

Şehirden şehire geçmek güzel bir duygu. Haritada gördüğüm o sınır çizgilerinin nereden geçtiğini bulmaya çalışırım genelikle yollarda. Ellerim kollarım bağlı otururum koltuğumda. Aslında kendi kendime bir şeyler anlatırım o an. Bakmayım ceketimin fermuarı ya da gömleğimin düğmeleriye oynadığıma.

Sevgili Biscuit; biliyorum hala konuya gelemedim. Belki de gelmişimdir çoktan da, bunu bana söylemeni bekliyorumdur. Her şeyi unutarak yaşamak çok zor. Kimse yapamaz bunu, yapıyormuş gibi yapar yalnızca. Kördüğümler ne dün çözülebilirdi, ne bugün çözülebilir ne de yarın çözülecek. Bu neye benziyor bilmiyorum. Zaten aramıyorum da. Umrunda olmazken hayat, ne umrumda olabilir ki? Kanayan yaralarım, kurumuş ojelerim ve gereksiz bir çok şeyi depoladığım o beynimle tanımlama beni. Yollarda oynayarak büyüdüm her çocuk gibi. Düştüm, dizlerim kanadı. Düştüğüm için bir de dayak yedim üstüne. Sadece canım yandığı için ağladım. Başka bir şey için değil. Keşke şimdi de canım acıdığı için ağlıyor olsaydım. Odama kapandığım zamanlarım oldu daha beşken yaşım. Çelişkileri birer birer oyuncaklarıma yedirdim orada. O kapı kapanınca oradan çıkamam sanıyordu herkes. Evet, yanılıyorlardı.

Dünya tatlısı kadın! En sevdiğin şarkıyı unuttum, kızma bana. Seni öyle özledim ki... Domates çorbasını senin kadar güzel yapamıyor kimse. Ellerimden tutup çek beni pes ettiğim bir gün. Kendimi öldürmeme asla izin verme eğer elinden geliyorsa, olur mu? Görüyorsun beni biliyorum. Ağlama sakın ağladığım zaman. "Gerçekten istersen her şeyi başarırsın" demiştin. Sevinmek, sevilmek, sevmek istiyorum delice. Yapamıyorum, olmuyor. Başladığım her şeyi yarım bırakıyorum üstelik. Buna çok kızardın. Yarım kaldı her şey teyzem, yarım kaldın. Yarım kaldık. Senden sonra da sanki her şey yarım kalmaya devam etti. Rüyamda seni gördüğüm günü hatırlıyor musun? Bir yerde tıkanıp kaldıktan sonra senin anlatmanı istemiştim rüyamda senin de oduğunu düşünerek. O zamanlar; rüyaların ortak olduğunu düşünürdüm. Unuttuğum için devam edememiştim anlatmaya. Üstelik, o rüyayı sadece benim gördüğümü anlayınca dönüm noktası da denebilecek bir hayal kırıkılığı yaşamıştım. Şimdi o rüyayı bile hatırlamıyorum teyze. O zaman mı başladık sence de yarım kalmaya? Bu sorudan da, cevabı gelmeyen bütün sorulardan da nefret ediyorum teyze. Sevmeyi gerçekten istemiyorum belki de.

Yıl 2008. Kokunu hiç unutmuyorum. Herkese gülen gözlerini de. Arada ikisi de gelip buluyorlar beni, dayanamayıp ağlıyorum. Ağaçtan düşmüş gibi oluyorum o an. Afallıyorum ve yokluğunun iğrenç yüzü ile yapayalnız kalıyorum olduğum yerde. "Bir varmış bir yokmuş" demek istemiyorum teyze. Görsem bir kere, kimseye söylemem inan. Özlemim birikiyor günden güne. Bir gün son bulacakmış gibi düşünüp de gerçeği kendime hatırlatmaktan yoruldum. Yıllar inanılmaz bir hızla geçiyor, büyüyorum. Kocaman oldum teyze, istemiyordum ya büyümeyi hiç; o yüzden büyüdüm gözümü açıp kapatıncaya kadar.

Havalar soğuk, eski evin soğuk. Kış mevsimindeyiz. Şubat ayını sevmiyorum, biliyorsun. Üstelik; yoksun.

Etiketler: , ,