gözen
ne
demek?

26 Ocak, 2008 / 06:11
Seçenek
Bir çikolatayı alıyorsun bakkaldan, yiyorsun ya da yiyemiyorsun kıyamadığın için. Bitmesin diye. Kendin için almadın mı? Bir güzel yemek için, mutlu etsin diye. Unutuyorsun ama o amacı, almak istediklerini ellerine aldıktan sonra. Öyle garip günler geçiyor ki aslında. Biri diğerinden çok ama çok farklı. Kitap sayfaları gibi. Her sayfada başka bir hikaye. Ama okunmalı, anlaşılmalı hepsi. Kopuk olmamalı hiç biri diğerinden. Aksi halde yapılacak yorumlar doyurucu olmaz, biliyorum. Belki de yaşamalıyım bunları gerçekten. Benimle birlikte yürüyorsun, biliyorum. Koşsan da, emeklesen de aynı yoldayız, görüyorum. Hissediyorum. Keşke pamuk şekerler alsak birlikte. Ağzımın etrafına dağıta dağıta yesem ve hiç akıllanmasam ben. Ne bir peçete ver bana ne de yeni bir pamuk şeker al. Bir tanesi yeter, yetmeli. Ellerimden kirler akarken daha fazlasını haketmiyorum zaten. Kurduğum hayallerdeki nesneleri bir bir fırlatsam hayalerimin üstüne yıkılırlar mı? Bilmiyor musun? Bildiğini biliyorum. Cevap vermeyeceğini de hatta. Vermek istemediğini.

Kaybetmeden oyun oynamak istemiyorum öyle görünmesem de. Bilmediğim oyunlar bile oynuyorum ben sence bu mümkün mü? Kaybediyorum bazen, gerçekten. Hep kazanmak çok uzak, imkansız ve saçma. İstesem de yapamam. Zaten her istediğimi yapabilecek kapasiteye sahip değilim ve hiç olmadım da. Kelimelerim beni ifade etmiyordur belki, haklısın. Ama onlara daha kaç defa beni ifade etmeleri gerektiğini söylemeliyim bilmiyorum gerçekten. Kelimelerim de benim gibi dediğim dedikler, inatçılar.

Gözlerim bir yerlerde yorulmuş. Ellerimse onlara soru sormaktan bıkmıyor. Aynı sorular, aynı cevaplar... Bir yerlere varamıyorlarsa da, bu kısırdöngüden anlayamadığım bir şekilde zevk alıyorlar. Gözlerimin söylediği yalanları ellerim görmüyor, ellerimin sorduğu saçma soruları gözlerim esgeçiyor. Ben de oturmuş, önümde bir kaç tabak yemek, onları izliyorum. Dizlerimin üstünde çökmekten yorulmuşum, iz kalmış, acımış bile.

Fakir bir ailenin mutfağı gibi zaten hayallerim benim. Dişimin kovuğuna ancak yetiyor lokmalarım en çok vitamin almam gereken bu yaşlarımda. Üstünde küsmüş bir isim yazan bir mühür ellerimde. Bulduğum her beyaz sayfaya basıyorum düşünmeden. İlerliyorum düşüncelerimin, aklımdan geçenlerin oluşturduğu o kalın mı ince mi olduğu belli olmayan kitabın sonuna doğru ara vermeden. Sarhoş bir çift göz bakıyor gözlerimin içine içine her sayfanın başında. "Yap hadi yapacağını" gibi bir şey diyor.

Belki de tam tersidir ama. "Dokunma" diyordur da ben duymuyorumdur.

Etiketler: , , ,