gözen
ne
demek?

30 Ocak, 2008 / 23:15
drop on by
Başladı. Aşağıya ve yukarıya doğru gidiyor gerilimleri fakat aralarında fazla mesafe yok. Duyuyorsun ya da duymuyorsun. Duyuyorum. Söylüyorum. Nerede beklediğimi bilmiyorum bu aralar. Beklediğimin de bir amacım olduğundan fakat amacımın ne olduğunu bilmediğim için farkındayım. Zaten ne zaman bir amacım olsa bir şeyleri bekliyorum. Bu her şey olabilir. Ellerimin kuruluğunun gitmesi, kitaplarımın eskimesi, masamın kirlenmesi, makyajımın akması, yeteri kadar yorulmam, susman... Kabul et çok ama çok konuşuyorsun sen. Sıcak ve uzak ellerinden düşen o büyük beyinli küçük insanlar can veriyorlar yerlerde. Çalan şarkıya eşlik ederek öldükleri için her birinin son yüz ifadesi farklı. Bu hepsinin farklı dünyalara doğru uçacağını kanıtlamıyor mu sence de?

"Neden" ile başlayan soruları ne kadar seviyorsam, aynı zamanda bir o kadar nefret ediyorum. Yer ve zaman ilişkisi olmalı. Attığın çığlıkları duymayı çok isterdim. Çıktığın tepeleri ve altında kaldığın kayaları... Hatta sana sormak isterdim "neden?" diye. Cevap aldıkça büyüyor insan. En çok da kendisinden cevap aldıkça büyüyor. Birden on yıl geçiveriyor, anlayamıyor sonra. Bunun "neden" i yok işte. En güzel yanı da o aslında. Kapıdan giriyorsun, ayna karşında. Cevaplar her tarafında. Müthiş bir mutluluk ve şaşkınlık. Giysilerin hala sana oluyor fakat onları giyen dünkü sen değilsin. Kollarından başka kollar geçiyor ve kapşonunu bambaşka bir kafaya geçiriyorsun ceketinin. Gülümsemek ne güzel şey cekete, pantolonlarına; her tarafından seni sıkıştırıp duran cevaplarına, gözlerinden iki dirhem bir çekirdek olan ve dolayısıyla her zaman dışarıya çıkmaya hazır şekilde duran o yaşlar akarken.

Nasıl yaşadığını boşver sen yine de. Daha satranç oynamayı bile bilmiyorsundur belki. Sesini yükselttiğinde haklı çıkacağını sanan insanlar gibi yap alış verişlerini. Kısık sesle olabildiğince. Onlar öyle yaparlar. Kavgada bağırıp, kapitalist dünyalarda susarlar. Renklerini gizleyip, öyle otururlar. Misafirliğe gelmiş gibi de hemen kalkıp giderler vakitleri geldiğinde. Ben gibi beklemezler neyi beklediklerini bilmeden. Oysa bence bir misafir, gittiği yerde ömrü boyunca kalmak isteyebilir. Orada şarkılar söyleyip, eğlenebilir. Sonunun nereye varacağını hiç de önemsemiyorsun, bundan eminim. Neyin sonu önemli ki zaten? Zira, yalnızca biten şeylerin sonu olur ve biten şeyler pek de önemli değildir insanın hayatında tüm bunların akla geldiği an.

Başladı. Bitmesi için zaten öncelikle bu gerekir, bence.

Etiketler: , , , , ,