gözen
ne
demek?

13 Ekim, 2006 / 09:35
Güne Hazırım
Gece uyumadım.
U-yu-ya-ma-dım!

Hadi dedim uyumadan gideyim okula bari. İlk 2 saat dersim var nitekim. 8 buçukta. Tabi evin diğer üyelerinin dersi öğleden sonra olduğu için onlar da uyumadı ama onlarınki keyfi! Saat oldu 7 buçuk. Hazırlanmaya başladım. 8'i 20 geçe çıktım evden. Gayet iyiyim, uykum yok. Dinç hissediyorum falan. Geldim okula. Ders bilgisayar. Gittim. Kapı kapalı.

Kapı kapalı!

Girsem..? Girmesem..? Kararsızlık.. Korku.. Endişe.. Ama ilginç taraf şu; içeriden hiç ama hiç ses gelmiyor. Bekledim bekledim acaba birileri gelir mi ben gibi 4-5 dk sonradan diye ama yok. Kimse gelmedi. Tepem attı, yürüdüm gittim. Nereye gidiyorum lan ben dediğimde kafettonun önündeydim. Bari su alayım dedim girdim suyu aldım ve 11 buçuğa kadar ne yapacağım ben şimdi diye düşünürken gözüme okulumuzun nadide bir binası olan Cahit Arf binası takıldı. Ve buradayım işte. Klavyenin başında. Şimdi soruyorum, sıkı durun.

Ulan ben boşuna mı uykusuz kaldım laağn?
Aağh.. Gözlerim ağrıyor. Ve 11 buçukta nalet* bir ders daha var. İşin kötüsü; o ders 12 buçukta bitiyor, araya öğle arası giriyor. Sonra 2 saat de öğleden sonra var aynı dersten. Kafayı yemek üzereyim. Başım çatlıyor. Gözlerimin ağrıdığını az önce söyledim. Halsizim. Canım sıkılıyor, içim daralıyor.
Uyumak istiyorum ben!
Bu arada ben ne yaptım? Çağdaş'ın doğum gününü unuttum. Kendimi kutluyorum ve aynen böyle devam et gözen, afferim diyerek bu yazımı burada noktalıyorum. İyi ki doğdun Çağdaş desem şimdine anlamı kaldı ki değil mi? Çok üzgünüm.
*nalet = lanet