gözen
ne
demek?

31 Ağustos, 2006 / 14:52
çörç adlı bir köpeğim var artık.
sanırım.
vermeyeceğim onu o adama, götüreceğim.

"köpek senin madem ne bakmıyorsun be adam?
ilaçladım ben onu. götüreceğim. hıh"

30 Ağustos, 2006 / 12:00
Karettalı tişörtler, tavlalar, nargileler, hamaklar..
adidas(!) şortlar..

doğru tespit tutku ahaha

27 Ağustos, 2006 / 21:30
burada
ofh,
çok yoruldum + özledim.

26 Ağustos, 2006 / 04:39
Belediye

Şimdi saat 04:35. İnsanlar uyuyor, huzur içinde ya da değil. Sessiz bir çevre. Gecenin bu saatinin olağan çıkarımları bunlar tabi. Ben de bugün yola çıkacağım için, hazırlıklarımı yapıyordum gayet sessiz, içimden şarkı mırıldana mırıldana.. "Şu işleri bitirip de yatayım hemen" diye düşünüyordum. İşler bitti, valiz hazır. Giysiler ütülendi, yerleştirildi. Bir duş alayım dedim, malumunuz hava sıcak. Girdim çıktım, her şey yolunda. Saçlarımı taradım, ördüm rahat uyuyayım, hem de sabah kalktığımda açayım, dalgalı olsun falan diye. Neyse çok derine inmeyelim. Tam yatacağım, etrafa bakıyorum bir eksik kaldı mı diye, tam o anda;

lağn lağn lağn lağn!

Yolda büyük bir gürültü ve bende eş zamanlı olarak büyük bir irkilme.. Pencereden dışarıya baktım, meğer belediyemiz (ah canım canım) yolları yıkıyor. Ama araç nasıl gürültülü, nasıl.. Hala çalışıyor, şu an o ses eşliğinde dökülüyor bu kelimeler. Evet, ne mutlu bana ki; uykum kaçtı, başıma ağrı girdi, saat 5 oldu, hala uyuyamadım.

Böyle efendim, şikayetçiyim ama yukarıdaki numarayı aramadım. Kendimi tutup aramadım, valla.

25 Ağustos, 2006 / 22:41
-
Yarın Dalyan'a gidiyorum. Gitmek isteyen bir ben var içimde. Vaktini yararlı bir aktiviteyle doldurmak, para kazanmak ve önümüzde kalan yaklaşık 1 aylık tatil sürecini değerlendirmek isteyen bir ben.. Bir de "kaç gün göremeyeceğim höf!" diyen bir ben.

Dayanmak lazım, azıcık katlanmak lazım. Şanslıyım, İzmir gibi güzel bir şehirde yaşıyorum, iyi bir bölümde okuyorum, bir ev tuttum. Bir çok imkanım var..

Şikayet etmeye yüzüm yok sanırım. Pardon.

Bu arada,
nasıl bir sevgidir anlayamadım.
Seni çok seviyorum, çok seviyorum ya!
Çok ya.
Çok..

24 Ağustos, 2006 / 23:10
Mesela
uzun değil kısa
itiraflar var yapılacak.
yok, fazla uzun değil
yakında.
gidip gidip geliyorum elimde kolonya.
kimbilir kaç tur attım
beynim karıncalandı da
gözlerim karardı sandım.

gülüşmeler var
gözardı etmek imkansız.
bir deli yaşıyor bu odada,
kulaklarından mantar panoma asılmış..
bazı kelimeleri var
gerçekten amansız.

21 Ağustos 06
03:22


23 Ağustos, 2006 / 02:05
Şahsen
Şeyi çok severim, şeyi, donmuş üzüm yemeyi. Normal üzüm yemem zaten, hele çekirdekliyse hiç yiyemem. Çekirdeksiz üzümü alacaksın, atacaksın buzluğa. Donacak o, takır takır. Kesinlikle deneyin eğer bugüne kadar denemediyseniz. Bir de karpuz meselesi var. Karpuzu çekirdekleriyle yiyemem. Küçüklüğümden beri babam hep çekirdeklerini ayıklayıp öyle koymuştur önüme karpuzu. Alışmışım tabi. Şimdi de ben.. Karpuz keserken kesinlikle çekirdeklerini ayıklayıp öyle keserim. Ama zor oluyor. Bazen israf oluyor, tüh diyorum. Ama bu öyle bir şey ki; şeftaliyi kabuğuyla yiyemeyenler vardır mesela, onun gibi. O çekirdekleri, hatta sert olmayan o beyaz çekirdekleri bile yiyemem, ıyy.

22 Ağustos, 2006 / 21:41
Ben;
çok güçsüzüm.

20:54
Sesimi Duyan Var mı?
Başım çatlayacak ağlamaktan. 2 gün görseydim hiç olmazsa 2 gün..
Baba beni hiç anlamıyorsun. Anlayamayacaksın. O kadar kötüyüm ki, içim.. Off. Neye ağladığımı bilmiyorum. Kimse bana destek olmuyor gibi hissediyorum. Ağızlardan çıkan her kelime binbir çeşit olsa bile aynı geliyor kulağıma. Birilerinden kaçmak istiyorum ama kimden bilmiyorum. Ne yapmalıyım bilmiyorum. Kimse beni gerçekten dinlemiyor artık. Ne istiyorlarsa istiyorlar, alıp gidiyorlar. Bende kalan gözyaşlarım oluyor. Anne ve baba kelimelerini bir cümle içerisinde kullanamayalı aylar oluyor. Boşluk gibi bu aylar. Saplandıkça saplanıyor sanki. Off, ellerim kilitli. Acıyor içim acıyor yemin ederim.
Neyin cezasını çekiyorum?
Anlasın biri artık lütfen,
lütfen biri yardım etsin,
çok kötüyüm,
gerçekten.

21 Ağustos, 2006 / 23:25
İkilem
Aman muhterem, yaman muhterem
bir muhabbet bin can demek
buralarda eğlenmek
..

350 ytl,
izmir,
sabah 10 gece 12,
izmir,
bilgisayar + internet,
izmir,
tek başıma,
izmir.



03:01
sabah fatma abla uyandırıyor İdi
4. cd de pes etti bilgisayar. Yüklemeye çalıştığım Sims 2'den bahsediyorum. 3 cd yükledi, son cd'de ı ıh. Ben inat, o inat.. Ama o galip geldi, neyse.

Sinirlerim normalin üstünde seyrediyor yine. Geriliyorum. Kahkahalarla gülmeyi ben de çok özledim be tutku'm. Gel gülelim.

Ağlayacaksak da yine beraber ağlarız. Uyuyacaksak, dinleneceksek, haber izleyeceksek...
Farketmez.
Beraber yaparız, aynı ortaklardaki gibi.

18 Ağustos, 2006 / 22:35
İnsanın içinden hiç mi bir şey yapmak gelmez..?

17 Ağustos, 2006 / 05:42
Planlıyımdır.
Eğer evde isem günde bir çok kez;
  • Ellerimi ve belimi kıtlatırım,
  • Buzdolabını açıp önünde beklerim,
  • Tv'ye bakarım ve her seferinde aynı memnuniyetsizlikle kapatırım,
  • Evde dolanırım,
  • Bir salatalık yıkar yerim,
  • Balkondan insanları seyrederim..

Dışarıda isem günde bir çok kez;
  • Rüzgar estikten sonra saçımı düzeltirim,
  • Vitrin camlarından yansımama bakarım,
  • Bir cep telefonum olduğunu unuturum,
  • Susarım,
  • Ne kadar fazla insan var diye düşünürüm..

Okulda isem günde bir çok kez;
  • Derse girerim,
  • Dersten çıkarım,
  • Çimlerde yayılırım,
  • Sıkıntıdan karnım acıkır,
  • Ders sonlarına doğru pencereden dışarı dalar giderim,
  • Ve derslere geç kalırım..

İzmir'de isem işim olmadığı bir günde bir çok kez;
  • Kıbrıs Şehitleri'ni turlarım,
  • Midyelere bakar bakar yürür giderim,
  • Kahve Bahane'ye oturup sıcak çikolata içesim gelir,
  • Soğuk havalarda kordona oturalım önerilerini reddederim,
  • Sıcak havalarda kordona otururken "acaba çimler ıslak mı?" diye düşünürüm ve mutlaka sonunda altıma naylon koyarım,
  • Otobüs beklerken 70 numaralı otobüsümüze geç kaldığı için küfrederim.





16 Ağustos, 2006 / 04:55

Üstüme apartman gibi çöken sıkıntım yüzünden rekora ramak kaldı.

14 Ağustos, 2006 / 22:57
Detay
Arkamdan kapkaçcı takip ediyor hissine kapıldım yine yürürken. Bugün yine aynı insandım, diğer günlerden ekstra bir fark göstermeyen. Her gün, "bu gece erken yatacağım" deyip de yine geç saatleri bulan ve ondan sonra "bu saatten sonra saat kaçta yatarsam yatayım aynı şey" deyip güneşi doğuran ben.. Tkıntılarım arasında boğulduğum gibi bir düşünce ile yaşayışımı çok da anormal görmüyorum bu normal(!) dünyada aslında. Mesela ben, halının kenarı katlanık kalsa (bu arada katlanık denir ya hani halk arasında, katlanmış değil katlanık.) rahatsız olurum. Şöyle düşünürüm; "onu düzeltmezsem kötü bir şey olacak". Sonra kalkıp düzeltirim. Ya da tabağımda bir şey bırakınca, istediğim olmayacak diye endişelenirim. Batıl ,inanç değil ama, hepsini kendim uyduruyorum. Gayet yaratıcı saçmalıklar bunlar.

Bir de şey oluyor hep, kafamda 1-2 tane tel toka unutup da yatıyorum. Ama hiç batmıyor onlar gece, ilginç.. Sabah farkediyorum, çıkarıp toka kutuma koyuyorum.

Bu aralar rüyalarımı gün içerisinde hiç olmadık bir zamanda hatırlıyorum. Mesela, telefon mu gördüm rüyamda, telefoncunun önünden geçerken şekilleniyor gözümde. Aaa diyorum ben rüyamda telefon gördüm. Hmm, ilginç diyor yanımdaki, yürüyoruz.

07:04
css
Evet, nihayet içime sindi.
Ellerime sağlık.

01:24
Olamadığımız
Bazen, aslında bir aile olmadığımız geliyor aklıma. Su içerken hava yutmuş gibi hissediyorum kendimi, tıkanıyorum.

10 Ağustos, 2006 / 00:59
Every song I sing I sing for you
Yurdu denizanalarının bastığı bugünlerde insanlar giderek sanki daha bir bezginleşiyor hayatımda. Herkes; kendi seçtiği yollardaki pürüzlerin hesabını başkasından çıkarıyor. Ben de şarkı söylüyorum içimden onları izlerken. Su içiyorum bol bol. Özlüyorum bol bol.

Neyse. (NAKARAT)

Kendimi hayatın neresine yakıştırdığımı düşünmekteyim.

NAKARAT

İnsan ne kadar garip aslında.
Bir gün orada, bir gün burada.
1 saat 10 dakika.

NAKARAT

Su çarp yüzüme, (ahaha)
ağladığım belli olmasın.

NAKARAT

İzmir-Aydın tünelinden nefret ediyorum.
Değil yollar, tünel giriyor araya yahu..
Hem de 3km mi ne.

06 Ağustos, 2006 / 19:26
!
izmirdeyim.
o resmi görüp, çok şaşırdık.

04 Ağustos, 2006 / 01:19
Bazen Abartısız Aptallaşırım
eaa, özür dilerim.

02 Ağustos, 2006 / 20:18
Para! Para! Para!
İnsanın emeğiyle kazandığı paranın tadı gibi yok.
Bu arada, blog kapatan kapatana.

02:55
Hua!
Şimdi ben, yatıyorum gece, uyuyacağım umarım bugün diyorum içimden ve koyuyorum başımı bir güzel. Sonra bir süre geçiyor, bir rehavet... Kalkıyorum, su içiyorum kana kana derler ya aynen öyle. Sonra arkası geliyor tabi; bir bardak daha içiyorum. Gelip yatıyorum tekrar. Bir süre geçiyor; bu sefer tuvalet derdi.. Neyse diyorum, kalkıp gidiyorum. Sonra gelip "bu sefer uyuyacağım" deyip yatıyorum. Bir süre geçiyor, sıcak basıyor.

Afakanlar basıyor.. Fenalık geliyor. Kötü oluyorum. Kapıya daha yakın olan yatağı çıkarıyorum yatağımın altından, ona uzanıyorum. Bu sefer de boynum tututalacak ayol, kapatıp kendi yatağıma geçiyorum ve demin anlattığım hikaye en baştan yeniden...

Böyle böyle yaşayıp giderken, bir konuşma, bir karar. Süper süper! İzmir'e gidiyorum. 4-5 gün de olsa, o çok sevdiğim şehire gidiyorum cuma günü. Mutluyum, ne hoş ne hoş.

Babamın bir tanıdığının abisinin dershanesinde bir iş imkanı.. Hem de bölümümle ilgili alakalı. Tekrar; süper ayol!

Darısı başına şekerim.
Kimin?
Bu yazıyı okuyan herkesin. Ah ah :)