gözen
ne
demek?

31 Temmuz, 2006 / 16:17
Ok
I'm a bitch, I'm a lover,
I'm a child, I'm a mother..


Evet, karpuz-peynir-ekmek üçlüsüne ölenlerdenim..

30 Temmuz, 2006 / 16:06
Yan gel
Uyku uykuyu getiriyor galiba gerçekten. Biraz fazla uyuduğumu düşünüyorum. Uyku düzenimi bir yola sokayım diye dün hiç uyumadım. Sonra dedim hani hiç uyumadığımdan akşam erken gelir uykum, erken yatarım ve böylece dolayısıyla erken kalkarım ve düzene girmiş olur. Ama nafile.. Düşündüğüm gibi hiç uyumadım, bütün gün bir problem yok, sonra akşam izleyeyim diye karar kıldığım filmi izlerken bir uyku bastırdı aman tanrım.. Saat 9 muydu neydi, öyle bir şey. Neyse dedim uyuyayım, babam geldi uyandırdı sonra. Gidip yatağıma yattım, sabaha kadar uyudum yine, bu kısımda da bir problem yok. Saat 9 falan, uyandım. Gittim yüzümü yıkadım falan. Oh dedim planım işliyor. Sonra gece mesaj gelmiş onları okuyayım dedim, okurken de yatağa uzandım.

İşte!

Problem orada. "Yatağa tekrar uzanmam" Uyumuş kalmışım o kadar uykudan sonra. Nasıl oluyorsa..

28 Temmuz, 2006 / 22:52
Höf
Rock'n Coke varmış, Placebo geliyormuş.. Muse geliyormuş.. Hayko Cepkin ve Şebnem Ferah sahne alacakmış..
-mış..

Piyango falan vurursa şu bir aylık süreçte, gidebilirim.

27 Temmuz, 2006 / 05:37
".. hiç biri denize varabilmezmiş.."
Bu kadar duygusal olmayı hiç bir zaman yediremedim kendime. Derim bazen, ay balık burçlarını hiç sevmem, çok duygusal olurlar diye. Aslında o çok duygusal kişinin ta kendisiyim. İki lafa dayanamam, hemen gözlerim dolar. Hadi gözlerim dolsun derim yine dolar. Yine dolar..

Zamanla kaybettiğim şeylerin ne olduğu öğretiliyor yer yer. Kaybettiğim şeyler demek istemiyorum aslında, farklı farklı. Kaybettim belki bazen, kazandım bazen. Ya da kaybedildim. Bilerek ya da farketmeden.. Planlı ya da tesadüfen.

Hiç bir melodi bana eskiyi anımsatsın istemiyorum ama olanaksız galiba bu. Bir şarkıya dair bir kelime söylendiyse birlikte dinlenirken, bir şarkı söylendiyse hep bir ağızdan yollarda... Unutulmuyor o zaman. Kazınıyor beyine, kalbe.

Bensiz söylenen her şarkıya armağanım olsun gülümsediğim hatıralarım. Bile bile..

26 Temmuz, 2006 / 04:38
?
Ben nasıl görünüyorsam oyum, ya da
ben ne diyorsam onu düşünüyorum diyebilen var mı?

24 Temmuz, 2006 / 02:50
.

23 Temmuz, 2006 / 15:46
Höf
Evden çıkmak bu kadar zor olur mu?
Banyo yapmak gibi güzel bir şey var mı?

05:56
--


Nitekim,
bu manzarayı görmeden gözüme uyku girmiyor.

04:29
ehh
sidebar-title

Bak bu kalmış ctrl+v'de. Bir an o kodların arasında öleceğim sandım. Geçti artık. Memnunum şu an bu ekranda olan herşeyden. Yorulmuşum sanki be, böyle bir şeye uzun süre kafa yormaya gelmiyor hiç beynim.

Bugün otururken yakın çevre ile dışarıda bir yerde, her yerde demirbaş olan boyacı çocuklar geldi küçük. Kimbilir daha kaç taneler dedim içimden. Giderek büyüyen iç içe dalgalar geldi gözümün önüne, dah kaç dedim daha kaç... Hiç bir şey yokmuş gibi gülmeye devam ederken hala düşünüyordum aslında kaç olabileceğini, çok olabileceğini. Gülerken aslında hiç de gülmüyordum belki.

Çok unutkanım bu aralar. Bodruma indik bugün Betül ile, hani ev tuttuk ya; oraya götürmek için acaba bir kaç şey bulabilir miyiz diye. Anahtarlar hala kotun cebinde sanırım. Ben onu kesin o cepte unuturum, sonra yıkanır o, makinada düşer. Ön yıkamada düşer hatta ve makina bozulur, ama nedenini bulamazlar vesaire vesaire.

21 Temmuz, 2006 / 05:33
Hırs, İnat vesaire
O blogu yapacağım.

19 Temmuz, 2006 / 22:16
izmir'de
diğer gecelerden değil
bu gecelerin izmir.
bulurum diye belki bir sen,
bir insan,
elimde tutuyorum geçirdiğim anları
birer birer
inceliyorum ayrı ayrı.

of çeke çeke geçiyor günler,
biraz fazla uzattın mı
hemen isyanlar getiriyor önüne.
yığıveriyor..

hiç mi önemsemedim seni izmir?
yahu ben geldiğimdeki sen nerede?
şimdiki nerede..
çözemedim
bu yüzden bırakıverdim.
derdim ne benim benimle?
sen cevap ver
kimse ses etmez,
içten bir kelama hasret kaldım senin gölgende.

neler oluyor etrafında, içinde,
yüreğinde.
ta yüreğinde..
insanların en susuz kaldığı gecelerin
sebebi olduğunu söylüyorlar.
doğru mu?

böyle olmadığına yemin etmelisin,
içmelisin,
yaranmalısın insanlara bir şekilde.
gittiğin tepelerden geri dönmeliymişsin.
sen sen olmalıymışsın izmir!
seni sen sandım her daim,
değilmişsin.

vur patlasın oynuyor bak
beyinlerinde kimbilir kaç kurşunla gezen insanların..
tanınmıyorum sokaklarında,
karşıma gelen
her iyi giyimli bay ve bayanları öpüyorum,
öpüyorum, öpüyorum..

kahkaha eşliğinde ağlamak diye bir terim bulamadım
hiç bir sözlükte.
göremedim hiç bir yüzde.
böyledir benim doğam izmir;
yazmaz hiç bir kitap imgelerimi
ya da zaaflarımı..

o yüzden ya işte;
bırakıp gitmek kolay olur böyle kolları.

03:11
Ooh baby I hate to go & me
Hadi müzik dinleyelim, eşlik edelim en çarpıcı yerlerine şarkının. Aslında bugün pek de bir şey yaşamadım ki Kipa'ya gidip iş başvurusunda bulunmaktan başka. Hadi dedim, Ege yemek yiyelim. Karnıyarığın kıymalarından seçerek yedik. Şahsen patlıcandan hoşlanmıyoum fazla, o da sevmez beni. Anlaşamıyoruz. Hele onu yediğinde damağımda oluşan acılık var ya -illalah yani.

so kiss me and smile for me,
tell me that you live for me
hold me like you'll never let me go

Hadi su içelim, dilim damağım kurudu. Soğuk getir Ehe, soğuk, dolaptan lütfen. Aah Ege, gazoz değil su istiyorum. Bilmiyorum aslında ne tür bir insanım.

O yüzden
I'm leaving on a jet plane.

17 Temmuz, 2006 / 05:13
Konuşamıyorum
Ağlıyorum.
Geri adım atmadım, atmayacağım.
Ağlıyorum, devam edeceğim.

Evet, çok ağlıyorum belki ama
..

01:09
Ağlıyor musun?

Çok doluyum, dokunsan ağlarım derler ya aynen öyleyim. Böyle olayım, bunalımlara gireyim, hüzünlü yazılar yazayım istemiyorum ama elimde dğeil. Bir şey geliyor başıma, hop hemen batıyorum. Zaten meyyiliyim üzülmeye, hemen eğiliveriyor başım. Bu evde bir gün gülsem diğer gün ağlıyorum. Bir saat huzurlu iken diğer saat tam tersi... Tek bir laf edemiyorum ki, cevap veremiyorum ki. İçimde kalıyor hepsi. Bütün cümlelerim içimde kalıyor, hayallerimi yutup yutup atıyorum mideme. Sancı veriyor sonra bana hepsi birer birer.

Çalışmak istedim sadece, vakit geçirmek, vaktimi dolu, yararlı geçirmek istedim. Para kazanayım da sana olan yükümü hafifleteyim istedim. Çok mu istediğim? Ne var ki gidip bir yerlerde çalışsam, düzenli bir hayat kursam? Ne olur, ne zararı olur sana? İçimde kalıyor işte bu sorularım, sordurtmuyorsun hiçbirini. Konuşma fırsatı vermiyorsun karşındakine. Ne kadar adil ki bu? Of.

Sabaha kadar, sabah da akşama kadar hiç bir şey yapmadan oturmak istiyorum. Konuşmak istemiyorum, gülmek istemiyorum. Mutlu değilim burada, bu şekilde. Yapmak istediğim şeylere neden engel geliyor ya da neden yapmamak istediklerimi yapmaya zorlanıyorum? Böyle böyle mi büyüyeceğim? Benim verdiğim kararlar hep yanlış mı? Tecrübe... Her zaman lazım mı?

Ben 19 yaşımda mıyım?

16 Temmuz, 2006 / 01:10
Buradan Görünen
Hiç bir zaman kesin konuşmamak lazım. Bir karara varıyorum, yürüyorum gayet rahat, sonra aniden değişiyor. Tek bir sözle iptal oluyor, yatıyor. Çalışma hayallerim söndü mesela, bir an için öyle idi. Dalyan'a, annemin yanına gitmem gerekti. Sonra bir kaç telefon görüşmesi, bir kaç tartışma, bir kaç gözyaşı...

Evdeyim yine şimdilik.
Dalyan'a gitmiyorum.
Zaten gitmek de istemiyorum ki.

15 Temmuz, 2006 / 15:49
Umutla Dolu


Rock'n Coke'a gidemeyeceğimi yavaş yavaş beynime soktuğum şu zamanlar evdeyim. Evde pineklemekteyim. Pineklemek eylemini, her özelliğiyle, eksiksiz gerçekleştirmekteyim. Zaten herhangi bir beş dakika dahi bulsam bunun için kaçırmıyorum. Bu özelliğimi nasıl yenebilirim diye düşünürken, birden bir fikir geldi aklıma. Çalışmalıyım okul başlayana kadar. Hem para kazanmalıyım biraz, hem de vaktimi pineklemeyerek geçirmeliyim. Hem belki, kimbilir biraz fazla kazanırım da Rock'n Coke'a gider bir Placebo, bir Muse dinleme fırsatı yakalarım... Yine çok umutlanmamak gerek tabi, fiyatlar olmuş 100 ytl. Bir öğrenci için düşünüldüğünde gereğinden bayağı bir fazla. Bir umut artık...



Artık fazla irdelememek kararını verdim kendi kendime başımdan geçen olayları. Bak mesela artık kötü şeyleri değil de, olabilecek iyi şeyleri düşünüyorum. Umutlar besliyorum, yılmıyorum. Çalışıp oraya gideceğim diye düşünüyorum. Kendi kendimi gaza getirmekte üstüme yok zaten. Seviyorum ben ya boşver. Otobüslerde 3-4 numaraları, kestiğim karpuzların az çekirdekli çıkmasını, migroslara, gimalara girdiğinde yüzüme vuran serin havayı, cebime önceden koyup da unuttuğum ve çok ihtiyacım olduğunda bulduğum 5 ve 10 ytl leri, radyoda en sevdiğim şarkının çıkmasını, en sona en sevdiğim yemeği bırakmayı, posterleri, ceparan dan kontör gelmesini, valize her eşyamın sorunsuz sığmasını, rüzgarda uyumayı, telefona uzun süre bakmayıp da bakınca mesaj görmeyi vesaire vesaire..

Severim işte.

12 Temmuz, 2006 / 18:21
Depozit, Kira ve Komisyonun Doğurdukları

Bu yazının tarihi aslında, bir yere yazılması, unutulmaması gereken bir tarih. Bugün, bir yıldır aralıksız süren ev tutma çabalarımızın bgaşarıya ulaştığı bir gün. Kontrat bile imzalandı, anahtar ele alındı. O kadar ilerledik bu sefer yani. Evet şunu artık gururla, mutlulukla, ve gözardı edilemeyecek bir zafer edasıyla söyleyebilirim ki;

artık bir evimiz var!

Evimiz; okula yakın, bir apartmanın dördüncü ve son katı, gayet temiz, 3+1 ve güneş alan bir ev. Kesinlikle çok güzel bir ev, çok sevdik biz. Bir senedir kurduğumuz hayallerin hepsini birer birer gerçekleştirme yollarındayız. Aslında hayal değiller pek, hayal sayılmazlar ama, çevreden ev konusunda gelen baskılar, ev tutma isteğimizin önüne set çeken güçler, o istekleri hayale dönüştürüp bıraktılar. O yüzden, elime o mor tabakları alıp, sırtıma hasır rafımı yüklenip odamı düzmeye başlamadan inanabileceğimi sanmıyorum. Anahtarı elimize vermelerine, hatta onu alıp çoğaltmamıza rağmen "Benim bir evim var." diyemiyorum. Garip geliyor insana be, ilginç bir duygu.

Neyse, huzurluyuz bakalım, hayırlara vesile...

08 Temmuz, 2006 / 23:05
O



"küçük şeyler sevindirir ruhunu.."
Bunu anlamak çok da zor değil.

02:28
Biz Koçlar
Bugün size koç olmanın ayrıcalıklarından, iyi yanlarından, olumlu yanlarından ve yararlı yanlarından bahsedeceğim. Görüldüğü gibi olumsuz bir yanı yok bu özelliğin. "Koç olmak bir ayrıcalıktır." diye bir söz var (bilmiyorum var mı aslında, kendim de uydurmuş olabilirim) -ki çok doğrudur, bugün bu sözün doğruluğunu bir kez daha kanıtlayacağım size.

Bir kere, koç burcu bir insanı hiç bir zaman pasif göremezsiniz. Her türlü işte baş gösterebilirler. Hatta baş göstermekle kalmayıp başarı ile de tamamlayabilirler. Utanıp sıkılmazlar, konuşkandırlar. Çevreleri ile iletişimden kaçmazlar ve kendilerine bir çok konuda güvenirler. Koçlar her yerdedir. Her yerde...

Hayatı severler, sevdirirler. Mutlu olmasını bilirler. Yaşamaktan zevk alırlar ve özellikle yaşamlarının eğlenceli taraflarını görmeye çalışırlar.

En önde olmak isterler, liderdirler ve hep öyle kalmak isterler. Kendilerine bir hedef belirleyip,ona ulaşmak için ellerinden geleni yaparlar.

(Bunlardan ne kadarını yapıyorum orası tartışılır tabi.)

Şimdi en göze çarpan, en olumlu huylarından bahsedeceğim; kıskançtırlar, bencildirler. Kavgacıdırlar, yer yer çirkef bile olabilirler. Tuttuklarını koparırlar, inatçıdırlar. Azıcık da dediğim dediktirler.

Koç olmak bir ayrıcalıktır, öyle de kalacaktır. Bir koçum ve bütün huylarımla gurur duyuyorum. Bazen zarar veriyor olsalar da, koç olduğum için mutluyum.

04 Temmuz, 2006 / 03:01
Nefes Al Nefes Ver x 3
Kendime bir iyilik yapıp, kötü olmak istiyorum birazcık.
İyi oldum da ne oldu yer yer?
Koca bir hiç.

sen*
kumbaram
ruhum
029
çarı
tutku
ve niceleri..
seviyorum sizi.
çok seviyorum sizi.*