gözen
ne
demek?

27 Haziran, 2006 / 02:41
Burada İlk Blog
Bazen gelişine bazen de planlı bir şekilde tasarlanmış eylemlerden oluşan bir gün geçirdim, mutlu, huzulr ve çok ama çok şanslı hissettim kendimi. Bazı şeyler yolunda gitmedi belki, hatalıydım, hatalıydın. Kimse dört dörtlük değildir sözünü bir kez daha onayladık el birliğiyle. Kendine sorsan belki de kabul edersin bu düşüncelerimi, hatta katılır ve desteklersin de, ama insanın belli bir yolda tutturmuş gitmekte olan bir kişiliği olmayagörsün değil mi?

Neyse,
uykumuz geldi.

İyi geceler.

26 Haziran, 2006 / 02:10
Vazgeçiş
Çok üzgünüm.
Neden böyle ki?
Kimse yok.
Sen ol ama.
Ol "nütfen".

24 Haziran, 2006 / 17:09
Ahh..
Sular kesik, deliriyorum.

00:04
Zamansız Bilet
Dalyan'a gidiyoruz, hadi bakalım.
Ev olayı yatmasın da, başka bir şey istemiyorum.

21 Haziran, 2006 / 21:23
Çipura Sofrasındaki Sazan Hallerimiz
30 küsür yıldır birbirini görmemek... Ve sonra karşılaşmak tesadüf eseri. Garip bir duygu olsa gerek aslında. Eski günleri anmak, siyah beyaz fotoğraflara bakmak, iç geçirmek. Bugün babam işte o 30 küsür yıldır görmediği kişiyi davet etti akşam yemeğine. Üzerinize afiyet balık kızarttı, bira falan da almış, oturduk bir güzel yedik. Balık yemekten pek hazetmiyorum aslında ama yedim 3 tane zar zor. Yahu kılçıklarından nefret ediyorum, ne kadar kızarmış olursa olsun balıklar, o kılçıklar benim boğazıma takılıyor mutlaka. Psikolojik galiba, neyse. Yemek yendi, içildi biralar. Fotoğraflara bakıldı. Her buna benzeyen ortamda olduğu gibi babam benim okulumdan bahsetti, sonra konu doğal olarak kendi okullarına geçiş yaptı. Siyasi olaylar, yaşanan aşklar, edilen kavgalar vb...

Düşündüm de ne kadar sade bir yaşam sürüyoruz aslında. Ne olaylar oluyormuş o zamanlar, okuldan okula gidip kavga etmeler, sürtüşmeler, ve daha bir çok hareket içeren sahneler. Kendimi bir çok yönden şanslı, bir çok yönden de zayıf hissettim. Kendimi.. Bilmiyorum, hiç bir şey bilmiyormuş gibi hissettim. Yaşam tarzımız, içinde bulunduğumuz ortamlar, konuştuğumuz konular, örnek aldığımız insanlar, yaptığımız davranışlar ve kullandığımız Türkçe(!)...

Yemek bitti, doymuştum.

-Kaç tane balık yedin Gözen?
-3 tane baba.
-Ohoo, oysa ben 5 yersin diye düşünmüştüm, yediğin her bir balık için sana 10 ytl verecektim.
-Öyle mi? 2 daha yerim yaa.
-Yaa, yok öyle yağma. Geçti artık.

Gülüşmeler.


Az önce dolaba baktım, hani olur ya, tok olursunuz ama yine de dolabın kapağı bir kez açılır, içine bakılır, hatta önünde dikilinir mutlaka. Sonra dolap ötmeye başlar haddinden fazla açık durdu kapak diye. Sinir eder adamı.

Neyse. Baktım bir bira daha duruyor orda manken gibi. Vallahi manken gibi. Limon suyu da balıktan kalma, duruyor öylece. Hiç acımayacağım. Babam dedi ki; "o birayı ikimiz içeriz.." Yahu 1 şişe bira, ikimize nasıl yetecek? Ben sana alırım baba 1 şişe daha. Limon suyu bekler hadi.

İçelim...
(Çok içecekmişiz gibi..)

20 Haziran, 2006 / 22:28
Bu Sıralar Ben ve Bu Ülkedeki Nice Tek Ses İçin'ler
Çok canım sıkılıyor sanki. Memnun olamıyorum hiç tamamen, bir pürüz buluyorum mutlaka. Ama yine de çoğu zaman şanslı hissediyorum kendimi bir çok yönden. Of, çok garip biriyim bugünlerde. Çok garip bir kişiliğim. Kendimi sıkıp durmaktan başka bir şey yapmıyorum şöyle bir yukarıdan baktığımda. Ha, bir de müzik dinliyorum işte, yemek yiyorum, internet gezmeleri ve bir kaç okunan satır...

Susanna Tamaro'nun Tek Ses İçin adlı kitabını okuyorum bu aralar. Gözümden kaçmış olsa gerek bu kitap, ya da daha önce okuduysam da hatırlamıyorum. Çok güzel bir karışım var içinde. İlk anlatılan özellikle... Babasız büyüyen bir çocuğun gözünden dünya. O karanlık, bazı yerleri loş olan dünya... Anlamak gerekir o psikolojiyi.

Bir de şunu belirtmek istiyorum kitapla ilgili olarak;
arka kapağında "Tek Ses İçin, günümüze ters düşen, çağdışı, inanılması güç öyküleri içeriyor." denilmiş. Katılmıyorum, çünkü öyküler ülkemizde gayet de alışılagelmiş enstanteneler.

19 Haziran, 2006 / 20:02
Son olarak
Oky'a;
Sağlığına duacıyız vari bir teşekkür ediyoruz.

12 Haziran, 2006 / 17:46
-Napıyorsun? Bana söyle..
(=
Resim 029ur'den alıntıdır.
Daha fazla uğraşmayacağım senle 029 tamam bu son.

10 Haziran, 2006 / 04:21
Circumstances
From now on;
No boarding..
No dormitory.
Yes, i'm happy now
.
Biraz sözlüğe bakın, ha?

08 Haziran, 2006 / 03:44
-
doritossuz hiç bir şeysin 029.

şaka şaka,
ailecek çok severiz.

01 Haziran, 2006 / 04:29
Hm?
Bugünlerde gayet klasik bir hayat sürüyor bu gözen.Değişik hiç bir şey yapmıyor ama hayatından memun bunu es geçmemek gerekir. Okul, arkadaşlar, alsancak, bir kaç çekirdek ve bira ile geçiyor günler işte teker teker. Hepsi birbirinden farklı belki ama aslında hepsi aynı yere çıkıyor. Yapılan eylemler, beslenen umutlar ve kurulan hayaller genelde pek değişmiyor.

Aslında hayatını sıradan olarak kafasında çizdiğinde kendisine kızmıyor değil bu kız ama daha fazlasını bekleyerek hayal kırıklığına uğrayacağını düşünüyor.

Kendisinden, büyük büyük başarılar beklenmesini istemiyor, zaten beklemiyor da.
Kendisine yakıştığı gibi davranıyor gerisini bırakıveriyor.
Mutlu olmasını biliyor ya evet demek istediğim, yazıyı getirmeye çalıştığım şey
tam
olarak
bu.
Mutlu olmasını bilmek lazım,

bazen fazla düşünmemek lazım.
Ama yine de düşünmek lazım;



neden yaşıyoruz?