gözen
ne
demek?

28 Şubat, 2006 / 10:19
İlk hafta ders olmaz
Her şeyiyle İzmir tam takım yine. Ege'nin incisine geldim tıka basa valizimle pazar günü. Bir çok soru var etrafta sorması moda... Ders olacak mı, hoca gelecek mi, kaç dersten kaldın ya da dersten kaldın mı, Alsancak'a gidelim mi..?

Mutlu musun burada Gözen?
Bazen hayır bazen evet.

Az kaldı mı Gözen seneye'ye..?
Ehh..

Bazen yanıt var bazen yok. Bazen huzur bazen sıkıntı, bunalım...
"...
sorular
var
cevapsız
bak
yüzlerde
..."

Derse gidiyorum-

26 Şubat, 2006 / 03:55
öf!
gitmek
istemiyorum.
is-te-mi-yo-rum!

19 Şubat, 2006 / 06:47
Günaydınlar Efendim

Bak yahu şu güzelliğe..
Özledim ayol, çık ekranlara.




Neyse. Sıkıntılıyım ve bu sıkıntımın neden kaynaklandığını biliyorum, suçumu biliyorum evet ve bunu telafi etmek için bu saate kadar uyanık kaldım. Çünkü yine biliyorum ki eğer uyusaydım öğlen 13:00'te kalkacaktım. Fazla uykum yok, ama uykum yok sayılmaz göz kapaklarım ağırlaştı hafifçe.. Düşünmemeye çalışıyorum.

Hazırlanıp çıkmalıyım.
Çıkmalıyım,
çıkmalıyım,
çıkmalıyım,
çıkmalı,
çıkmalı,
Deniz Yılmaz tekrar göz ününe çıkmalı,
çıkmalı!

10 Şubat, 2006 / 02:25
An İtibariyle

Haklısın, ben hatalıydım. Ama özür diledim. Biliyorum o an onu yapmamam gerekirdi, seninle ilgilenmem gerekirdi, seninle konuşmam gerekirdi. Ama insan o an kendini sorgulayamıyor inan. Ne yapıyorum diye sorsa o an belki hiç yaşanmaz olumsuzluklar. Fakat o soru hep en son sorulur. Hep olan olduktan sonra, karşıdakini kırdıktan sonra, bir takım laflar edildikten sonra, hatta belki bir kaç damla gözyaşı döküldükten sonra. Günün sonunda, sessiz kalıp da gün içinde yapılanlar düşünüldüğünde farkına varıldığında... Evet geç oluyor ama insanız, kızıyoruz, sinirleniyoruz, kıskanıyoruz, seviyoruz, ilgi gösteriyoruz ve bekliyoruz. Ama hepsi olurken bazen fazla kapılıyoruz hakim duyguya. Sözler dağılıveriyor her bir tarafa teker teker. Düşünmüyoruz sonunu. Olabilir, çok normal hepsi. Önemli olan farkına varmak hatanın. Özür dilemeyi bilmek. Kırılan kalbi onarmak. Hepimiz kızıyoruz çünkü, hepimizin başına her an gelebilecek şeyle bunlar. İşte bu yüzden affetmeyi bilmeliyiz çoğu zaman. Çünkü karşınızdakini ancak kendinizi onun yerine bir koyduğunuzda anlayabilirsiniz. Mutlaka bir gün gelir, aynı duruma siz düşersiniz. Bu yüzden affetmeliyiz, bunu yapmayı bilmeliyiz.

Anne, anlamışım seni bak. Anlamıyor gibi görünüyor olabilirim. Bakma bana. Aslında çoğu zaman göründüğüm gibi olmuyorum. Mevlana ile pek uyuşmuyor doğru, ama elimde değil. Çok konuşan bir yapım yok, gözlerle anlatmayı daha çok seviyorum düşündüklerimi. Normal biri olmak istemiyorum bu hayatta ben. Gözen dendiğinde, akla gelen organizmamın dışarıdan görünüşü olmamalı. Herkes gibi olmamalıyım. Bilmiyorum bu isteğimi gerçekleştirmek için bir şeyler yapıyor muyum ama; sıradan olmak istemediğimi, ya da en azından sıradan bir yaşantım olmasını istemediğimi biliyorum. Sıradan hayaller kurmuyorum, sıradan cümleler sarfetmemeye çalışıyorum. Bu yüzden belki de içinde bulunduğum çevrede ne az yapılıyorsa ona yöneliyorum. Sürekli konuşulan bir ortamda susuyorum ya da tam tersi. Gece herkes uyurken uyanık kalmak istiyorum, gündüz uyurlarken uyumak istiyorum. Herkes evet derken hayır demek istiyorum. Günlük terimi olan "çıkıntı" sıfatına uydurun isterseniz. Ben buyum.

Ayrıca; tekrar özür diliyorum ben senden.

[gemi* seviyorum]