gözen
ne
demek?

30 Temmuz, 2005 / 09:15
yanlardan katlı
Saç kesimlerine takmış durumdayım. Hani şu eyleme dönüştürmeden önce kırk kere düşündüğümüz, uğruna dergi sayfaları arasında kaybolduğumuz olay.

-saçımı kestireceğim..
-nasıl?
-ya böyle yanlardan katlı, baya katlı böyle..işte arkadan felan da kat olacak. öyle istiyorum bu aralar cicim.
-hmm.. yakışır sana.. yüzüne de gider hem. kullanımı da rahat olur..
-hm evet..

Şimdi şunu anlamam: Sen kuaförde mi çalıştın? Nerden biliyorsun ki yüzüne gidip gitmeyeceğini? Bu konu hakkında bilen bilmeyen herkes yorum yapar çünkü. Sonra saç istenildiği gibi kestirilir. İlk gün hep çok güzeldir. Çünkü kuaför fön çekmiştir saça. Şekil vermiştir. Tam istenildiği gibidir.

Dergideki gibidir mutlaka.

Ama saç yıkandıktan sonra hayal kırıklığı... Ne ilk günkü gibi yapabilrsin saçını, ne de başka güzel bir şekle sokabilirsin. Her şey bitmiştir. Saçın kullanımı rahattı hani? Değil işte. Her dergi saçına inanmayalım. Her saç eleştirmenine kanmayalım. Mutlu olalım.

28 Temmuz, 2005 / 02:05
Ölüm'e Dair
"bir gün var bir gün yokuz... kiralıkmış hayatlar..."
1 umut, yalandır diye...
ne kadar süreceğini kesinlikle kestiremediğimacı verici bir bekleyiş...
1 ses, 1 haber. 1 mesaj...

"kusura bakmayın arkadaşlar, yok öyle bir şey... tekrar özür dilerim."

Yoo. Ölüme dair konuşmak kolay. Ölüm demek kolay. Ölmek kolay. Ölmek çok kolay ewt. Ölümü, birinin ölümünü kabullenmek zor. İşte o çok zor. Onu simsiyah bir yere göndermişiz gibi. Siyahlığa gibi. Aslında siyahlıkta yaşayan biziz. Bu yüzden yitip gitmek değil ölüm. Haksızım.

Alıntı:
Bir şey olur da; bir daha asla konuşamaz, görüşemezsek şunu unutma Gözen: Ölüm kötü bir şey değildir.

Hayır.
Kötü bişey. İstemediğim bişey. İstenilmeyen bişey. Benden, yakınlarımdan lütfen uzak dursun dediğim şey. Geri dönüşü olmayan bir yol, simsiyah. Kaldırım kenarında ayaklarını dışına taşırmadan yürürsün ya, yürümeye çalışırsın. Ellerini yanlara açarsın, dengeni sağlamaya çalışırsın, zor olur biraz. Bazen ayağın kayar, sağlam basmamışsındır, sendelersin, dengeni kaybedersin. Bazen kurtarır yoluna devam edersin. Bazen de olduğun yere yığılıverirsin. Düşersin...

Düşersin...

O yolda yürüme çaban boşa gitmiştir. Ayağa kalkıp tekrar yürümeye çalışmak yeni bir amaçtır.

Hayat bir amaçtır. O yolda yürümektir, yürümye çalışmaktır... Yolda yürüyebilmek, hayatı yaşayabilmektir... Hayatı yaşamaktır. Düşmüşsen; ölmüşsündür...

Ölüm... Evet yaşayan için yeni bir başlangıç sayılabilir. Kalanlar içinse alışması çok zor bir manzara... Hep yürüyor olarak gördüğümüz birini yerde yığılmış görmek... Eskiden dengesini sağlamak için, yardım istercesine iki yana açtığı ellerine şimdi dokunamamak...

Ölüm... Çaresizlik geride kalanlar için. Sabır gerektiren bişey.

Ölüm... Evet alışılması çok ama çok zor bir tablo*...

*bakmak istemiyorum.

catalyst'e.teyzem'e.

27 Temmuz, 2005 / 02:58
sinir katsayıları...
"özeleştiriden sonra bir sonuca varmak."

sen varabiliyor musun cidden?
o yüzen mi böyleyiz?
sürekli bir şiddet potansiyeli... en azından şiddetin konuşmalara yansıyan yönü...

"bağırarak üste çıkmak."

bunu ben mi yapıyorum? sen mi yapıyorsun?
100de 1 ben bağırıyorsam 100de 50 sen...
bunu sadece ben de söylemiyorum o da işin garip tarafı.
ama sen bir türlü kabullenmiyorsun çoğu kez haksız olduğunu...
ilişkiniz bitmiş, ayakta duran bişey göremiyorum ben kendi gözümden -ki bunu başta görecek olan kişiyim. bunun suçu tamamen senin değil belki ama onun payına düşen emin ol az. ben de 18 yıldır bu ortamdaysam gördüğüm,sezdiğim bu.

"sen kendi adına ne yaptın?"

ne mi yaptım?
ilkinde ben kurtardım her şeyi.. bunu hiç görmüyorsun ama.
şimdi ise karışmıyorum. karışmayacağım da. inan yoruldum. tek üzüldüğüm egem...
o üzülecek diye üzülmekteyim.

evet, kendi adıma bunu yapıyorum. üzülüyorum.
üzülüyorum baba.

sırf sen bana o soruyu sorduğunda söyleyecek cevabım olsun diye değil gerçekten.
ağlamam da sadece birikim sonucu.
gayet iyiyim.

22 Temmuz, 2005 / 05:24
"yat uyu"
kendi kendime sordum:
ne yaptım?
ben bişey yapmadım.
hayır yaptım. üzdüm ben. bu çok kötü bişey. yeterince kötü bişey.
o ise hep mutlu etti. bu da yeterince iyi.
ama özgüvensizliğim yeterince baskın ve duygusallığım yeterince fazla.

dolunay varken gün doğması çok güzelmiş, canım.
uyudun. kapatmadın bilgisayarı. teşekkür ederim. her şey için.

biten bir şey olsa da bitmeyen çok şey var.

12 Temmuz, 2005 / 06:06
sabah yeli.
sadece buydu istediğim... ama yanında bir çok sorun. gidebilecek olsam gerçekten, şimdi yola çıkarım.yürüyerek.. yoo yorulmam biliyorum. insanın içinden gelen bi güç, bi hırs, ya da normlara tepki... keşke gidebilse. keşke gidebilsen de gidebilsem ruhum. bu böyle olacak, ya da bitecek hepsi. buna mecburum çünkü diğer türlü seni çok üzeceğim biliyorum , buna hiç ama hiç hakkım yok. zaten aslında hayatına girip de onu böyle mahvetmeye hakkım yoktu benim. ama yapamadım işte, dayanamadım.

sadece buydu istediğim... şimdi ise sözkonusu bir ısrar. aileye ısrar, ruhuma ısrar.. gel lütfen..gideyim lütfen..?

neden?
sadece buydu istediğim... gerçek bir takım şeyler.. gerçek. gerçekten gerçek. hissettiğim için bunu hala buradayım. kendimi kandırmak değil bu. ne de bir çeşit oyun. her yönüyle bi ateş. acıtır ya aynı zamanda. ordan biliyor insan.. engel olunamıyor. nedeni de bulunamıyor ki.. evet ben böyle yapmazdım, yapamazdım böylesini. ama yapıyormuş. herşeyi bir anda boşverebiliyormuş. ne laf ne gelecek..ne normlar..ne insanlar..insanlar..zaten onları sevmiyorum.

sadece buydu işte. o yüzden burdayım.

09 Temmuz, 2005 / 14:09
yol görünecek.


Image hosted by Photobucket.com
uzaklar çeker insanı.kendi başına yaşayabileceği bir yerler..kendi ayakları üstünde.farklı, tamamen kendisi ve hayatı için eylemlerde bulunabileceği ayrı bir dünya olur orası.olmalı.



uzağa gitmeli.uzağa.çok uzağa.


01:41
uzerimden akar gider.
yalnız kalmayacağıma inandırman...
duru olarak, herşeyi olduğu gibi aktarman..

ve bu şehrin içime akıttığı atıkların yavaş yavaş üzerimden akıp gitmesi...
duş yapmış gibi.ferah ve dinç hissetmek kendimi.
sensin bunlar.
sırf sen.
saol.

08 Temmuz, 2005 / 02:14
öylebil.
"bir kalp kırıldığında denizler kurur toprak küser denge kalmaz o dünyada her kalp kırıldığında bir yerlerde yolculuk başlar mavi renkten siyahlığa her bir kalp kırıldığında.. "

$ebnemFerah.
ellerine-ağzına-yüreğine sağlık..



07 Temmuz, 2005 / 05:33
alacakaranlıkbu.
efkar basmaz insanı.efkarı kendisi çağırır evet.
susar da susar.ağlar belki.
ama
öz eleştiri yapmaz.yapamaz.

04:28
tüm şeyler bir-le-şik!
bir gece olsun.kahve olsun,acı böyle..kırmızı olsun biraz ortalıkta ne bu elaa?o olsun bu olsun sen olsun ben olsun.senden dolaylanan kasvet olmasın.kusma gereği duymadan yaşamayı arzuladım ben şimdi.ya da şu gün ne yapacaım ki diye düşünmeden bir gün geçirmek istedim gayesizce ellerime aldığım herşeyi bir zamanlar sana vermeye hazır olan ben şu an herşeyimi herkesten kıskanıyorum.sanki hepsine bir zarar gelecekmiş gibi hissediyorum.kendimi bir şeylere zorluyorum sürekli.mesela canım "şey"leri birleişk yazmak istiyorsa da ayrı yazıyorum.üç nokta kullanmak istemiyorum iki nokta varken.o daha güzel evet.evet sürekli bir şeyler yemek istiyorum.bana kimse karışmasın istiyorum..şu durumda koçum ben diyorum evet.bencillik benim bir özelliğim.adını deliye götünü çalıya koyuyor ve o özelliğimden vazgeçmek istesmiyorum.bu bazen hatta çoğu zaman hoşuma gidiyor.mesela ben yedi aylık doğdum olum sabırsızım ben hayatta bekleyemem seni öldürürüm diyorum.ha işe yarıyo mu yaramıyor tabi bazen.git be diye de cevap aldığım olmuyor değil yani ama beni sevenler olsun -ki sağolsunlar ben de onları bi çok bi çok seviyorum- onlar üzerinde etkili oluyor bu adımı deliye götümü çalıya koyma hesaplarım.seviyorum o hesaplarımı.bak ellibeşş dk olmuş ben niye burdayım ki?kulağımda istemsiz bir şekilde ilhan abimiz çalıyor..şeşen olan.baya beyaz biri o.bi de şöyle bi özelliğim var.insanlara renkler uyduruyorum ben.ilhan abimiz beyaz biri mesela.saçından öyle çağrışım yapıyor olsa gerek.bu arada çağrışım oyunu açsak da çağrıştırsak gene.nerde kalmıştım.hım insanların renkleri.ama birçoğunun rengi saçıyla ilgisiz yani.babam örneğin açık bir kahve tonu insanıdır.ama saçı gri.betül bej biri.ama saçı kahve.ben mor gibiyim ya sevdiğim için sanırsam ama saçım kırmızı gibi.keşke bunu başkaları da yapsa şu şu renk ya sana da öyle geliyor mu dese ben de aaa evet ya cidden ben de hep öyle düşünüyordum biliomusuğn...eheuha desem.ve ortak bir yan bulmanın vermiş olduğu hazla buzlu kola veya limonlu bira içsek bizim yan balkonda.babamın aldığı o gıcırdayan balkon masasına koysak başka yiyecek şeyleri de koysak cips vari şeyleri.şeyleri..leri leri...bi ara öyle bişey vardı tvde.bir demet tiyatroda hep izlerdim ben.orda demet akbağın şarkıcı versiyonu söylerdi bu şarkıyı..bitsin artıkk..götürsünler şeylerii..leri leri.neyse. götürsünler şeyleri..leri leri.

06 Temmuz, 2005 / 14:36
anne peçete anneee! çabuk!
sırf özlediğim için yanındayım.. ne garip aslında ilk bakışta çok güzel çok duygusal bi cümleymiş gibi geliyor insana ama değil. sadece özlediğin için.sadece özledin. sevdin mi? hayır. aradın mı?hayır.merak da etmedin.sadece özledin hatta beni de değil.sende benden kaynaklanan mutluluğu belki. evet artık özleyiş yetersiz bi kavram yalanlarının yanında. zaten senin özleyişlerinin gerçek olduğu kanısında değilim ben. o yarı uyur yarı uyanık olduğum 3 günlük süreçte telefonumu çaldırman bana acıdan başka hiçbirşey katmadı. ne bu yüzsüzlük bile diyemedim belki evet ama içimden geçirdiğimi bil yeter.sana inanmak güzeldi gerçekten.. inanabilmek.. ama inan bu sefer sen inan. bittin bi anda. aynı anda 3-4 kişiye yalan söylemek zor olsa gerek ama sen kaldırırsın herhalde.. sen kendine iyi bak.. ben zaten bakıyorum.. ben bakmasam da annem bakıyor. hasta omayı çok sevdim ben. her türlü nazımı geçiriyorum.anne acıktım. anne susadum. anne limonata yapar mısın. anne şuramı kaşır mısın? ahaha hergün ameliyat olsam.. narkoz zaten çok iyiydi ya.
narkoz evet narkoz en iyisi.

05 Temmuz, 2005 / 23:00
bir demet veryansın
Image hosted by Photobucket.com
sessizce, seni uyandırmadan, ama arkamda mutlaka bir iz bırakarak gimek vardı senden.olmadı.yapmadı.yapabilirdim,yapmadım,üzüleceimi düşünüp de geri çekilmek ama sonra geri çekildiğim için üzülmek kötü bişey.hiç böyle duygula içerisinde bulunmuyorsun dimi?hep kendine yaşıyorsun sen.yaşıyorsun.orda burda onunla bununla gitarınla ve paranla.eksik etmediğin 130 kızlarınla.sen hayatından maddiyat bekliyorsun gözümde.ama gözünde yaşamak bu. oysa atfetmek söz konusuydu bir ara.atfetmek.sustun.atfetmedim.ne atfetmediğim için sustun, ne sustuğun için atfetmedim.alakasız şeyler.sen sustun çünkü laflarım,ya da senden beklediğim laflar 130un üzerindeydi.uzundu onlar.kaldırmak gerekirdi onları-kaldırabilmek.atfetmedim çünkü fırsat bırakmadın.benim yapmam gerekeni sen yaptın ve ayaklarının üzerine basarak,beni uyandırmadan ve arkanda mutlaka bir iz bırakarak.sen yaptın. ha o iz.. üstünü kapattım. yeni bir şehir geliyor. merhem olarak kullanacağım ilk etapta.